Ahlâklı bir duruş için kirlenmeye direniyorum

 

 

Selçuk Küpçük ile bir süre evvel çıkan ve yeni bestelerinden oluşan  “Artık Kuşlarını Uçur” isimli albümü üzerine konuştuk.

 

MAHMUT ÖZ

*“Artık Kuşlarını Uçur“ isimli yeni bir albümle uzun bir aradan sonra müzik camiasına geri döndünüz. Bu yeni albümden bahsedebilir misiniz ?

“Artık Kuşlarını Uçur” benim 3. albümüm. Müziğe ilişkin 7 yıllık bir ara verişim hem hayatın kendisine, hem de müziğin poetikasına ilişkin öngörülerimi geliştirdi. Dolayısı ile bu 3. albüm önceki iki çalışmama kıyasla armonik yapı ve içerik bağlamında daha öte ve sıkı bir albümdür. Varolan lirik söylemim ve birey merkezli şarkı sözü algım bütünüyle albümün geneline yayılarak önceki çalışmalarımdan ayrışık bir albüm sunduğumu düşünüyorum. Son birkaç yıldır birçok yapımcı firma ile görüşerek biriken yeni bestelerimi ortaya çıkarmak için uğraştım. Ancak hiç birisi ile beraber yürümek nasip olmadı. her şeyden ümidimi kestiğim bir anda sayın Kenan Yabanigül ile tanıştık. Kendisi yaptığım işlere kıymet vererek büyük bir cesaretle “Artık Kuşlarını Uçur“ isimli bu yeni bestelerimin bulunduğu 3. albümümün yapımcılığını üstlendi. Benim gibi müziğe ticari bir meta anlayışı ile bakmayan sayılı birkaç arkadaş için böylesi önemli prodüktörlere ihtiyacı var bu ülkenin. Sonra her zaman çalışmaktan büyük keyif aldığım sevgili aranjörüm Gündoğar ile 7 yıl boyunca birikmiş 20’ye yakın yeni besteden acil sunmamız gereken 10 yeni bestemi belirledik ve gerisi O’nun maharetli ellerine kaldı. Bütünüyle vereli / dayatılı piyasa anlayışından sıyrılarak ve ayrışarak müzikal niteliğin öncelendiği bir aranje mantığı ile kurguladı sevgili Gündoğar bu albümü. Dolayısı ile dinleyici çabuk algılanabilecek ve hemen tüketilebilinecek bir albümle karşı karşıya değil. Bu yüzden benim dinleyicim azdır. Sözler itibariyle zaten modern şiir bestelemeyi tercih ettiğim için, yoğun imgesel yapısı gereği içine girilebilmesi zaman alan ürünlerdir benim bestelerim.

                                    

                                   İmam Alim Sultan’a ağıt

*Peki bu tür şarkı sözü yapısını özellikle mi tercih ediyorsunuz?

Ben beste yapmaya başladığım andan itibaren bütünüyle salt şiir bestelemeye yöneldim. Ve bu şiirler genelde modern Türk şiirinin günümüz örneklerinden idi çoğu zaman. Kuşkusuz edebiyat dergilerinde uzun süreden beri şiir yayınlıyor ve şiire özel bir önem atfediyor olmamın da önemli etkisi vardır. Bu yeni albümde de Adem Turan, Osman Sarı, Özcan Ünlü, Nurullah Genç gibi günümüz şairlerinin şiirlerini besteledim. Ancak bunun yanında halk ozanlarımızdan Erzurumlu Emrah ve Ruhsati’nin de birer şiirlerini şarkıya dönüştürdüm. Bir de Rusların Bakü’yü işgali sırasında oradaki bir gazetede yayınlanan imzasız bir ağıtı besteleyip şehit edilmiş çeçen müzisyen İmam Alim Sultan’a adadım.

 

 *Yaptığınız müziğin beslendiği kaynaklar nelerdir peki ?

Benim müziğim öncelikle yerli bir damar üzerine yürür. Çağdaş müziğin geldiği noktaları gözden kaçırmamak kaydı ile modern zamanlarda geleneksel müzikal izleğimizi bugünde de yaşatmak iddiasındayım. Ancak bunu geleneğin aynen tekrarı şeklinde değil de şimdinin müzikal imkanları ve anlayışı ile dönüştürmenin sağlıklı olacağını düşünüyorum. Türkülerimiz insanoğlunun ürettiği en güçlü müzikal tınıları taşıyor. Ancak geleneksel ozan kimliği değişime uğramıştır. Çünkü kırsaldaki ozan bugün kente inmiş ve iletişim araçlarının genelleşmesi sonucu anonimleşme süreci bitmiştir. Artık kentli bir ozan kimliğinden bahis açılabilir. Ve bu ozanın hem müzikal algısı, hem de müzikal izleği değişime uğramıştır. Bütün bunları göz ardı etmemek gerekli. Teknik anlamda batı müziğinin geliştirdiği imkanları da bu kentli türkülerin alt yapısında kullanmak kaçınılmaz. Şunu da hatırda tutmak gerekli ki postmodern anlayışın bir uzantısı olarak batı periferideki toplumların müziğini, etnik müzik olarak tanımlayarak kendi müzik marketlerine içini boşaltarak sokuyor. Bir anlamda yeni bir sömürü düzeneği kurguluyor. Bütün bunlardan da haberdar olmak gerekli. Müziğimin ticarî yönü yok

 

*Bu yeni albümle nereye ulaşmak istiyorsunuz, hedefleriniz nelerdir ?

Bahsettiğim gibi benim müziğimin ticari bir yönü yok. Öncelikle ben müziği kendim için yapıyorum. Bireylik iddiam için yapıyorum. İnsanların duyarlılıklarını sömürerek varolan bir müzikal kirlilik içerisinde kurtarılmış bir alan oluşturmaya çabalıyorum. Bu sömürü düzeneği aşk, sevgi üzerine olabildiği gibi toplumun milli ve dini hassasiyetleri de olabiliyor. Benim müziğim bu yozlaşma içerisinde salt estetik nitelikleri önceleyerek ahlaklı bir duruş için direniyor. Bütün bunların dinleyenlerin pek umurunda olduğunu sanmıyorum. Aksi düşünülse idi bunca saçma sapan adam çık(a)mazdı ortalığa. Dolayısı ile bu günahta dinleyicinin de büyük vebali var. Ben aynı zamanda böylesi dinleyiciden de kendimi  uzakta konumlamaya çalışıyorum. Artık Kuşlarını Uçur benim kendi sınırlarımı zorladığım sıkı bir albüm oldu. Her zamanki gibi bütün besteler yine bana ait. Az ama sıkı dinleyicilerimle bahsettiğim kurtarılmış alanı genişletmekten başka çıkar yolumuz yok. Bizden sonra geleceklere nitelikli ürünler bırakmak aynı zamanda etik bir görevdir.

SELÇUK KÜPÇÜK KİMDİR?  

 1971 doğumlu. Gazi Üniversitesi’nde Psikolojik Danışma ve Rehberlik öğrenimi gördü. Daha evvel kendi bestelerinden oluşan iki albüme sahip. Besteleri Selda Bağcan ve Hasan Sağındık gibi sanatçılar tarafından kasetlere okundu. Birkaç arkadaşı ile beraber Kumyazıları adlı bir edebiyat dergisi çıkarttı Şiirleri Şule Yayınları’nın Merdiven Kitapları dizisinden Kirletilmiş Ölümler Kitabı adı ile bir araya geldi.   MerdivenŞiir, KitapHaber, Dergâh, Kavram Karmaşa ve Hece gibi dergilerde şiir, poetika, eleştiri ve müzik sosyolojisi merkezli yazılar yayınladı.