Onun üst kimliği kent ozanlığı

 

 

Kendine özgü tarzı ile müzik dünyasında özgün bir yere sahip olan Selçuk Küpçük, uzun süren suskunluğunu Artık Kuşlarını Uçur isimli albümü ile bozdu. Çınar Müzik etiketiyle yayınlanan üçüncü albümünde de popüler kaygılardan uzak ve entelektüel dinleyicileri hedef alan müzisyen, modern Türk şiirini müzikal bir forma dönüştürüyor. Kendisini modern kent ozanı olarak tanımlayan Küpçük, albümünde bir de rock-ilahi’ye yer veriyor.

 

Uzun zamandır suskun kalmanız, son albümünüzün diğerlerinden farkı olmasına yol açtı mı?

Bir farktan ziyade devamlılık söz konusu. Bu işe başladıktan itibaren modern Türk şiirinin seçkin örneklerini besteleyeceğim diye bir alan ayırmıştım kendime. Bu da o konseptte değerlendirilecek bir albüm. Ama teknik, icra ve aranje mantığı olarak piyasanın üzerinde bir albüm olduğunu düşünüyorum. Kısmen deneysel açılımları olabilecek bir çalışma.

Modern Türk şiirini bestelemek zor değil mi ama?

Zor tabii, serbest şiir çünkü, fakat deneysel açılım sunduğu da doğru. Bir kere melodik olarak çok geniş bir armonik yapı sunuyor. Dinleyicilerin algısını biraz zorlayan, dinleyicimi seçen bir müzikal poetikam da var diyebilirim. Genele hitap etmekten ziyade, az ama sıkı dinleyicilerin peşindeyim.

Şairlerden kimler var albümde?

Daha önce İlhami Atmaca, Alaaddin Özdenören, Cahit Zarifoğlu, Mustafa Özçelik gibi isimler vardı. Bu albümde de albüme ismini veren şiir Adem Turan’ın. Nurullah Genç, Özcan Ünlü, Abdurrahim Karakoç, Osman Sarı’nın şiirleri ile birlikte geleneksel halk şiirinden de bazı bestelere yer verdim.

Halk şiirinde modern bir damar mı görüyorsunuz?

Kendimi kent ozanı olarak tanımlamak isterim. Bugünün iletişim teknolojisiyle ancak zihinsel bir kırsallık, zihinsel bir taşralıktan bahsedilebilir. Bu anlamda da sözleri geleneksel halk şiirinden olan; ama müzikal form itibarıyla modern beste türkü formuna yaklaşan çalışmalar yapmak istiyorum.

Modern Türk şiiri ile harmanlanan albümünüzün sonunda naat şeklinde bir rock-ilahi var. Rock ile ilahi nasıl bağdaşıyor?

Ben köken itibarıyla aslında ne ilahi sanatçısı ne de rock sanatçısıyım. Yeni, modern, kentli bir Müslüman tipiyle acaba müzikal form olarak ilahinin sınırları nasıl zorlanır diye düşündüm. Yapmak istediğim şey şuydu: İlahi okuyan ya da rock müzik yapan arkadaşlara bir çalışma alanı sunmak istedim. Yoksa benim salt iddiam veya idealim değil kuşkusuz bu tür eserler.

Rock’un başkaldıran yapısı ile ilahinin buluşmasının zemini ne?

Biz bir şeyi ithal etmek yerine, o konseptten yararlanarak, bunu nasıl yerlileştirebiliriz, Türk kimliğiyle nasıl bunu yeniden vizyon haline sokabiliriz, bunun telaşında oldum.

Neden yedi yıl ara verdiniz müziğe?

Birinci sebebi benim zihinsel olarak bir dönüşüm yaşamam, diğeri de konser organizasyonlarımı gerçekleştirenlerin ufuklarının dar olmasıydı. Hem ideolojik anlamda, hem müzikal anlamda hem de hayatla bütünleşen bakış anlamında daha sivil bir duruşun peşinde koştum. Daha evvelki bütün organik bağlarımı kopardım.

Müzik de sivilleşecek mi bundan böyle?

Evet evet. Son albümü bu açıdan öncekilerden ayrı tutuyorum.

İkinci sivil albüm için yine yedi yıl bekleyecek mi dinleyenler?

Bir ya da iki yıla hemen sıkıştırmak istemiyorum. Yani müziği meta olarak gören, maddi anlamda bununla geçinen bir insan değilim. Psikolojik danışmanlık yapıyorum. Ve müziği salt kendim için yapıyorum, kendi içsel kaygılarım ya da trajedilerim için yapıyorum.

Enstrüman olarak ne çalıyorsunuz?

Ben ilkokuldan beri bağlama çalıyorum. Bestelerimi bağlama ile yapıyorum. Konserlerde de orkestralarımda bağlama çalıyorum, bu anlamda kendimi bir kent ozanı olarak tanımlayabilirim. Ama kitle sanatçısı değilim. Kitlelerden uzak duruyorum, kitleleri çok önemsemiyorum. Az ama sıkı, entelektüel donanımı olan dinleyicinin peşindeyim.

Şiir mi önemli, müzisyenliğiniz mi?

İkisini ayırıyorum. Kitabımdaki özgeçmişimde müzisyenlikle ilgili bir  not düşmedim. Bir şair olarak hatırlanmayı daha yüce bulurum.